25 Nisan 2012 Çarşamba

baharla gelenler...



son zamanlarda iyice boşladım sizlerle paylaşımlarımı farkındayım

ama elimde olmayan nedenlerden ötürü gerçekleşiyor bu ayrılıklar :(

arayı fazla açmamayı dileyerekten hoşgeldin bahar diyorum...

siz baharın geldiğini nerden anlarsınız??

a) güneşin parıldamasından

b) kuşların cıvıl cıvıl şakımasından

c) beklenmeden yağan yağmurlardan (ahmak ıslatanlardan!)

d) ben geldiğini bile anlamam mı dersiniz yoksa...

ben bahar aylarının başında başlayan ve neredeyse kışa kadar devam eden hapşırık

krizlerimden ve gözlerimin akmasından anlarım :)

allerjik yapım sağolsun hemen haber verir mevsim değişikliğini

hani yaşlılar der ya "yağmur yağacak romatizmam azdı" onun gibi bişi benimkiside :))





dallar çiçek açmaya başladı, güneşte hafif hafif yüzünü gösterdi ya buna da şükür.

çetin geçen kış ayından sonra nimet bugünler...

gelelim yazamadığım günlerde neler yaptım??  bu dönemde yoğun bir iş temposuyla

geçti günlerim.

arada sırada siz neler yaptınız diye ziyaretlerimi yaptım tabii

kah yorumsuz kaldım kah yorumlarımla sizlere katıldım.

aile toplantıları,



Garage Sale (kermes),



                          ikinci el eşyalar, el yapımı cam kavanozlar, incik- boncuklar,
                                                            yatak örtüleri vs...





                         bizim yaptığımız börekler, baklavalar, kekler, poğaçalar vs...





                           veee benim minik stand görevlilerim Bora& Buse :))


elemansız geçen 1 hafta derken iyice yoruldum..


son günlerde farklı uğraşlar içindeyim işle ilgili o yüzden kafamı kaşıyacak vaktim olmuyor.

artık havalar iyice ısınsa da güzeller güzeli kiraz ağacımın altında keyfe başlasak...





PS: bu arada merak edenleriniz olmuş daha önce bahsettiğim arkadaşımızın boşanma davası

çoktan sonuçlandı. sonuç beklediğimiz gibi; arkadaşımız (ve onunla birlikte bizlerde)

hayatımızdan bir asalağı çıkarmış olduk :)) diğer bir sonuçsa biz insanları gerçekten iyi

tanımışızki kızın derdi daha öncede dediğim gibi PARAymış!! 15 bin TL tazminat için

yapmadığı çirkeflik kalmamıştı ve istediği oldu..

önemli nokta ise onun gibi haysiyetsiz birinin kendine biçtiği değer bu kadar UCUZmuş!


keyfimizi kaçırmayalım bu saçma konularla, dışarıda güneş yüzünü göstermişken

bol bol D Vitamini ve enerji toplayalım :))



9 Nisan 2012 Pazartesi

Amsterdam gezi notları - 2

evettt biraz dinlendiysek eğer Amsterdam'ı gezmeye devam edelim mi?

en son Volendam ve Marken'i gezmiş otele geri dönmüştük.

bunca yorgunluğa rağmen oturmaya gelmedik diyerekten elimizdeki

eşyaları otele bırakıp tekrar döndük şehri gezmeye.

meşhur Dam Square'de gruptan ayrılıp şehrin sokaklarını arşınlamaya başladık.

ilk durak Flower Market...

meşhur çiçek pazarında envayi çeşit çiçek tohumu ve soğanı bulmanız mümkün.



adını hiç duymadığım ama renklerin beni benden aldığı çiçeklerde kayboldum resmen.

insan hepsinden birer paket almak istiyor.









kendimi frenledim sadece bir filenin içinde karışık renkli 100 adet lale soğanı aldım.

birazını babama, birazını anneanneme verdim. Cafe'nin bahçesine ve saksımıza diktik,

soğanlar çıkmaya başladı bile :)

malumunuz Amsterdam denince akla uyuşturucunun serbest oluşu ve sokaklardaki

Coffee Shoplar gelir.





denedin mi Cemre diye sorarsanız kesinlikle HAYIR! uyuşturucu maddelerine

karşı olan bendeniz meşhur keklerinden bile yemedim. sokak ortalarında kafayı bulmuş, 

sallana sallana gezen tipler ve açık havayı bile ağırlaştıran o koku beni 

hiç mi hiç cezbetmedi... 


bir şehri en iyi yürüyerek keşfedersiniz diye düşünenlerdenizdir eşimle

o yüzden sık sık kaybolur ve bu kayboluşların keyfini çıkarırız. Amsterdam'da yaya olmanız

önceliğin sizde olduğu anlamına gelmez. (diğer Avrupa kentlerinde olduğu gibi)

çünkü Amsterdam bisikletlilerin şehri. genci yaşlısı, çalışanı öğrencisi günün

her saati sokaklar bisikletlilerle dolu oluyor ve sizin onlara yol vermeniz şart!

Hollanda'nın nüfusunun 16 milyon olduğunu düşünürseniz koca ülkenin

toplamı bizim bir İstanbul'umuza eşdeğer :)  bu nüfusunda çoğu orta yaşlı, genç nüfus yok

denecek kadar az. bu sportmenlikle adamlar tabiki uzun yaşıyor yaşlısı bile dinç maşallah :)

gecenin finalini Red Light District'te yapıyoruz. (yasal genelev diyebiliriz)

sokak boyu ufak tefek odacıklar düşünün, camekanın ardında yarı çıplak bayanlar size el

sallayıp içeri davet ediyor. içeride bir yatak ve bir lavabo var. camekanın perdesi kapalıysa

bu demek oluyorki içeride müşteri var!

camın üstündeki ışığın rengine göre, kızlar, gayler yada travestilerin bölgesi olduğunu

anlıyorsunuz.

Red Light bölgesi bu odalar, sex theatrelar, sex shoplar ve sex museumlarla dolu. tabii resim

çekmek kesinlikle yasak. o yüzden netten bir alıntıyla size anlatabilirim burayı.



gecenin sonunda yürümekten şişmiş ayaklarımız ve dermansız bacaklarımızla otelin yolunu

zor bulduk :)

yarın Grand Holland turuna çıkıcaz, ona göre iyi dinlenin :))

7 Nisan 2012 Cumartesi

elmalı tartoletler ve haftasonu...

tekrar merhabaaaa :)

Amsterdam gezi notlarıma devam edeceğimi söylemiştim, sözümü unutmadım.

haftaya gezimize devam edeceğiz, biraz soluklanın istedim :)

bu hafta işlerim kısmen yoğundu bir de arada eşimin sırtı tutulunca

onun işleride bana kaldı mı! Cafenin işleri, evin işleri, kediciğimizin bakımı derken

bu haftasonuna dilim dışarda giriyorum...

yarın tatil, havada güzel olursa kimse beni tutamaz :)


bu hafta arası sevgili Beyaz Hanımeli den aldığım Elmalı tartoletleri denedim..

onun yaptığı kadar güzel oldu mu bilemem ama yiyenler bir daha istedi..

denedim, beğendim ve şiddetle tavsiye ederim.

tarifi az malzemeli ve çooook lezzetli...


kurabiye hamurundan olduğu için dayanıklılığıda uzun oluyor...

sağolsun Beyaz Hanımeli sayesinde yeni bir lezzet katılmış oldu CemRe Cafe'ye...



elmalı tart tadında haftasonu tatili hepimize :))

31 Mart 2012 Cumartesi

Amsterdam gezi notları - 1


yeniden merhabalar :)

araya zaman girdi malum geçende bahsetmiştim işlerimin yoğunluğu ve küçük operasyonum
yazmama engel olsa da şükür tekrar kavuşturana...

geçen cumartesi geçirdiğim operasyon sonrası hala dinlenemediğimden iyileşme sürecimi biraz uzattım. ama elimde değil işler beni bekler. bu haftasonu inşallah şöyle güzel ayaklarımı uzatıp evimin keyfini
çıkarmayı planlıyorum...

gelelim gezimize..
farkettimde blogumda hiç doğru dürüst gezi postu yayınlamamışım oysa eşimle gezmeye tozmaya doyamayanlardanız. bu başlangıç olsun gerisi Allah kerim :)

Amsterdam gezimiz 3 gece 4 günlük bir turdu. daha öncede gittiğimiz Pronto Tour tercihimizdi.
bu tur şirketiyle ilk gezimiz 2007 yılında İtalya'ya idi. anlayacağınız memnun kaldığımız ve fiyatlarında uygunluğu için tavsiye edilir..
gezi İstanbul kalkışlı olduğundan bir gün öncesinden gidip biraz İstanbul havası almayı da ihmal etmedik tabii :) 9 Mart öğleden sonra Atatürk havaalanında başlayan maceramız 12 Mart gece yarısı son buldu.
genelde tur programı boş olduğundan ben önceden araştırıp gidilecek ve görülecek yerlerin listesini çıkartmıştım.
THY uçağı ile uçuşumuz 3,5 saat sürdü ve çoook konforluydu. açıkcası ikramların bu denli leziz çıkacağını tahmin etmemiştim. catering şirketine kocaman bir Aferin benden :)

akşam ulaştığımızda Amsterdam'a hava Türkiye'den nispeten daha ılıktı. otelimiz maalesef şehir dışı
4 * bir otel olduğundan ( Artemis Otel) her fırsatta şehre ulaşmak kolay değildi. ilk gecemizi dinlenerek geçirdik.

2. günün sabahında erkenden attık kendimizi yollara. ilk iş şehri biraz tanımaktı. her Avrupa kenti gibi nehirle bölünmüş şehri kanallar ve köprüler süslemiş.




ufak şehir turumuzun ardından otobüsümüzle küçük bir balıkçı kasabası olan Volendama'a yola çıktık.
yol üstünde malumunuz peynirleriyle ünlü Hollanda'nın çok keyifli bir peynir fabrikasını ziyaret ettik.
adını şimdi unuttum ama hatırlayınca söylerim, söz :)





çeşit çeşit peynirler; otlusu, sadesi, sarımsaklısı, keçi peyniri vs..
yanlarında peynir bıçakları, hediyelik eşyalar, magnetler Hollanda'nın waffleları...

birkaç çeşidinden hem kendimize hem ailelerimize peynirlerimizi alıp çıktık mağazadan..

Marken'e doğru yol alırken girişin yol yapımı sebebiyle kapalı olduğunu öğrendik. hay Allah göremeyecek miyiz orayı derken rehberimiz Volendam'dan tekneyle geçebileceğimizi söylemez mi! ohhh tekneyede binicez diyerekten sevinçle Volendam'a vardık.
Volendam ufak mı ufak kendi halinde bir balıkçı kasabası. yanyana ahşap klasik Hollanda evleriyle çevrelenmiş turistik bir yöre. Volendam'daki yürüyüşümüzden sonra tekneyle Marken'e geçtik. aynı Volendam gibi ufak ama sıcacık bir yer Marken'de. Ahşap Hollanda evleri ve bahçelerinin arasında kendinizi kaybediyorsunuz..



gezimizin sonunda tekneyle Volendam'a geri döndük ve acıkmış şekilde yemek molası verdik. oraya kadar gidip meşhur Fish&Chips yememek olmaz dedik. benki balık sevmeyen hatun bayıla bayıla gömüldüm yemeğe.



camekanda çeşitleri görüyorsunuz kalamar, midye, karides ve oraya özgü balık. istediğinizden istediğiniz sayıyı söyleyerek kendinize tabak hazırlatıyorsunuz. yanına ekmeğinizi, yeşil salatanızı birde patates kızartmanızı söyleyip ister gezerken elinizde atıştırıyorsunuz ister içeride oturup keyif keyif yiyorsunuz. ben o denli acıkmanın sonucu oturup öyle hızlı yemişimki balığımı yemek üstüne meşhur elmalı turtaya yer kalmadı :(
bu kadar yemeği nasıl yakarsınız??tabiki alışverişle :))
cafenin tam karşısında öyle büyük ve çeşidi bol bir hediyelik eşya dükkanı vardı ki tüm boş vaktimi orada harcadım. biraz magnet bir t-shirt birazda biblolar derken epey bir sepet yapmışım..
Volendam Amsterdam'a oranla daha ucuz hediyelik eşya konusunda. malum AB ülkesi Euro ile alışveriş yapıyorsunuz her ne kadar ucuz gibi görünsede siz siz olun alışveriş esnasında Euroyu TL ye çevirmeyin hiç birşey alamazsınız :)

ilk günkü gezimiz Amsterdam'a dönüşle noktalandı. aldığımız eşyaları otele atıp akşam tekrardan şehri keşfe çıktık...

arkası yarın :)


23 Mart 2012 Cuma

GÜNAYDIIINNNN :)





bir Ceeee deyip kaçacağım maalesef bugün...

beni telefonlarıyla, mailleriyle merak eden arkadaşlara teşekkürler.

kaybolmadım buradayım, evet döndüm Amsterdam'dan

hatta çoook oldu döneli eve ama işlerin yoğunluğundan gelip

iki satır yazamadım sizlere...

gezimiz çok keyifliydi ilk fırsatta anlatacağım sizlere :)

ancak bugünlük beni affedin..

sabahın erken saatinde işe geldim, ocak başına geçtim bile

zira yoğun bir sipariş yetiştirme derdindeyim.

bu araya yarınki küçük operasyonuda dahil ettim

nede olsa sağlık şakaya gelmiyor..

yarın için bana dua edin dostların umarım bu son operasyon olur...

artık işe dönmem gerek

benim için zorlu geçecek bu haftasonu

sizlere keyif getirsin :))